Başarı; Kendini Tanıdığın Kadardır

Doğduğumuz günden itibaren sürekli güdüleniyoruz “başarı” için. Başarının tanımı da her dönemin güdülerine göre değişiyor. Hem değişken hem dönemsel hem de çevresel etkilerle içi doldurulan bu olgu bizi nasıl etkiliyor? Bu kadar değişkenin olduğu bir durum karşısında çalışma hayatımızda nasıl başarılı olacağız peki?

blog-23

Şirketlerin insan kaynakları departmanlarının en önemli sorumluluklarını; doğru kişileri doğru işler ile buluşturmak, performansı geliştirmek ve bu çalışanların da şirkette uzun yıllar kalmasını sağlamak olarak çok yalın halde ifade etmek yanlış olmayacaktır. Şirketlerin başarılı olan çalışanlarını geliştirerek performanslarını artırıp uzun yıllar bünyelerinde tutabilmek isteklerini de ortaya koyunca, çalışanların kariyer yapmaları ve daha üst pozisyonlara gelebilmeleri için başarılı olmaları kaçınılmazdır. Kritik nokta şirketin “başarılı” tanımlaması ile çalışanın çalışma hayatında ortaya çıkardığı sonuçların örtüşmesinde.
blog-3Çalıştığım işyerlerimde ya da sosyal çevremde birçok kişi ile “başarılı bir çalışan olmak” konusunu sıklıkla konuşmuşumdur. Çok çalıştıkları halde şirketin başarı beklentisini karşılayamadıkları için terfi alamadıklarından yakınanların türlü gerekçelerle dolu mazeretleri vardı. Tüm mazeretler tek tek sıralandıktan sonra hep tek soru sordum; “sence başarılı olmak nedir?”. Bu soruya vereceğimiz cevaplarımız mutlaka farklılık gösterecektir. Bu farklılıklar kişinin başarıyı kendisine göre tanımlamasından kaynaklanmakta. Tüm bunların yanında başarılı olmak için yapılması gereken ilk şey kendini tanımak olduğuna inanıyorum. Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Nelerden hoşlanıp neleri sevmiyoruz? Değerlerimizi biliyor ve değerlerimizle paralel bir iş mi yapıyoruz? Buna benzer birçok soruya cevap vermekten kaçınıp bize biçilmiş rollerin dışına çıkıp kendimiz olamadığımız sürece başarının yakalanabileceğine inanmıyorum.

blog-4Çalışma hayatında başarıyı yakalamak isteyen herkesin kendi değerlerini tanıması gerekir. Değerleri insanın huzurlu ve mutlu hissetmesi için her ortamda aradığı olgulardır; farkında olarak ya da olmayarak. Değerlerinin farkında olan kişi çalışma ortamında bu değerlerini arar ve değerleriyle çatışmayan ortamları tercih eder. Eğer farkında değilse huzursuzluğunu ya da mutsuzluğunu anlamlandırmakta zorlanacak, kendisini sürekli kollamak zorunda kalacak, güvensiz bir ortamda çalışmanın baskısına dayanabildiği kadar dayanıp sonunda o ortamdan ayrılmak durumunda kalacaktır. Tabi ayrılana kadar geçirdiği süre de kişinin ilerleyeceği kariyer yolunda yerinde sayması ya da kat edebileceğinden çok az mesafe ilerlemesine neden olacaktır. İki durumda da yani değerlerinin farkında olarak ya da olmayarak, değerleri ile çelişen ortam ve durumlardan bir şekilde uzaklaşıp ayrılacaktır; iki durumda da sonuç aynı.

Değerlerimizi tanımak ve farkına vararak seçim yapmak bize iş hayatımızda başarıyı getirmeye yeterli midir? Elbette yetmez. Kişinin güçlü yanlarını da çok iyi bilmesi gerekir. Bu noktada biraz kişinin kendisi ile objektif yüzleşmeye ihtiyacı var. Zira maalesef ki güncel durumda birçok uygulama güçlü yönleri kullanmaya teşvik etmekten ziyada gelişim alanlarına odaklanmayı istekli hale getirecek sonuçlara ağırlık vermek üzerine kurgulanmakta. Gelişim alanlarının bir birim geliştirilmesi için harcanacak efor ile güçlü yönlerde harikalar yaratacak bir sonuç çıkacağını savunanlardanım. Elbette gelişim alanlarının güçlü yönleri destekleyecek şekilde güçlendirilmesi iyi bir beklentidir ama harcanan efor ile elde edilecek muhtemel sonuçlar değerlendirildiğinde kanaatim güçlü yönlerin daha da parlatılmasının etkisinin çok daha fazla olacağı yönünde.
imagesw0t6zwdqÖz değerlerimi çok iyi biliyorum ve güçlü yönlerimin de farkındayım. Öz değerlerime uygun bir şirkette güçlü yönlerimi kullanabileceğim sorumluluklar alırsam şirketin en başarılı çalışanlarından biri olacağım!… bu sonuca varmak çıktığımız yolda bizi hayal kırıklığına uğratabilir. Bu iki temel durumu nasıl ve hangi şartlardaki bir ortamda performansa çevirebiliyoruz? Takım çalışması mı severiz? Bireysel çalışmalarda mı daha iyiyiz? İşitsel bir çalışma şeklimiz mi var? Yoksa biz duyuşsal bir analiz yöntemini mi kullanıyoruz. Alacağımız sorumlulukları nasıl bir ortamda üstlenmekten keyif aldığımızı da çok iyi bilmemiz gerekir. Rahat hissedeceğimiz ortamlar güven duygumuzu rahatlatacağı ve güçlü yönlerimizi kullanırken bizi sınırlamayacağı için yapacağımız işleri de maksimum fayda sağlayacak sonuçlar ile tamamlama şansımız olacaktır.

Başarı, her çalışan için farklı anlamlar ifade edebilir. Şirketin başarıyı tarif ettiği şekli ile “başarılı çalışan” olabilmenin kendi öz değerleri ile çelişmeyen bir ortamda, güçlü yönlerini kullanabileceği sorumluluklar alarak ve kendi çalışma yöntemine uygun çalışma fırsatı bulan her çalışanın ulaşacağı sonuç olacağına inanıyorum. Çalışma hayatımızda başarıyı yakalamak için önce kendimizi çok ama çok iyi tanımaktan başlayalım, haydi önce aynaya bakalım…

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

İşe Girmenin İlk Adımı; Cv Hazırlama

17 yıllık çalışma hayatımın ilk yıllarında seyrek olsa da, tüm dönemlerinde işe alım konularından da ...

%d blogcu bunu beğendi: